Tinder Maceları

Canım Istanbul ekibi olarak sizinle her zaman şehirde yediğimiz, içtiğimiz, gördüğümüz, denediğimiz, aldığımız, keşfettiğimiz şeylerin en iyisini paylaşıyoruz. Ve maalesef kültürel zıtlıkların aynı yer ve zamanda bir arada var olmaya çalıştığı bu şehirde bekar olmanın ve birileriyle tanışmanın bazen astrofizik kadar zor olabildiğinin farkındayız.

Bu yüzden size birçoğunuzun bildiği bazılarınızın da kullandığı bir uygulamadan bahsetmek istiyoruz: Tinder. Kimileri Tinder’ın sadece tek gecelik ilişkiler için yaratıldığını söylese de en azından İstanbul’da işlerin öyle yürümediğini biliyoruz. Ve aslında hepimiz Tinder’dakilerin neler yaşadığını, ne gibi insanlarla karşılaştığını, nasıl tecrübeler deneyimlediğini merak ediyoruz.

Tinder Maceları

Biz de merakınızı gidermek için yaşadıklarını sansürsüz bir şekilde Canım İstanbul okurlarıyla paylaşacak, İstanbullu, 30 yaşında, cengâver bir kadınla bir araya geldik.

Tinder’da neler yaşadı, neler yaşayacak ve Tinder dünyasında ne kadar dayanacak bilemiyoruz ama gittiği yere kadar hikâyelerini sizlerle paylaşıyor olacağız.

 


Bölüm 1 – Tinder’la Tanışma (14/01/2016)

Tinder ortaya çıktığında ben hala bir ayrılıp bir barıştığım ve bana uygun olmadığını henüz kabul edemediğim 3 yıllık erkek arkadaşımla beraberdim. Bu ilişkinin korumalı alanında hayatımı sürdürürken, arkadaşlarımdan birinin elindeki telefonla bir sağa bir sola doğru enteresan hareketler yaptığını gördüm. İşin iç yüzünü anladığımda da kesin dünyanın sonu geliyor diye düşünmüştüm ama gelin görün ki bu olay üzerinden çok da fazla zaman geçmeden ben de kendimi koltuğuma pijamalarımla yayılmış bir halde aynı sağ sol hareketlerini yaparken buldum.

Tutkulu olduğu kadar ömür törpüsü görevi de üstlenmiş olan bu üç yıllık ilişkim bittikten sonra ilişkinin yasını tutmak için kendime kısa bir süre tanıdım. (Gerçi bilen bilir – ömür törpüsü olan ilişkilerin yas aşaması zaten ilişki bitmeden çok uzun süre önce başlar.) 20’li yaşlarımın son yıllarını da bir ilişkide geçirdiğimi hesaba kataraktan çok da fazla oyalanmadan kendimi dating hayatının vahşi doğasına ya da diğer bir değişle Tinder’a bıraktım. Karşıma ne çıkacağından, orada neler olabileceğinden hiçbir haberim yoktu elbet.

Tinder’ı hiç kullanmamışlara kısa bir özet geçmek gerekirse: Tinder Facebook üzerinden bağlanılan ve dolayısıyla herkesin gerçek bir insan olduğundan emin olduğunuz, coğrafi konuma göre insanları bir araya getiren bir uygulama. Tanışmak istediğiniz insanın cinsiyetini, yaş aralığını ve uzaklığını seçiyorsunuz ve karşınıza çıkan havuzdan birileriyle eşleşmeye çalışıyorsunuz. Karşınıza çıkan profili sola kaydırdığınızda ilgilenmiyorum demek oluyor, sağa kaydırdığınızda ilgileniyorum demek oluyor. Tinder’ın en önemli özelliğiyse sadece karşılıklı olarak birbirini sağa kaydırmış yani ilgileniyorum demiş kişilerin birbirleriyle konuşabiliyor olması. Yani ilgilenmediğiniz insanların sizi rahatsız etme imkânları yok.

Screenshots from Tinder

Uygulamayı kullanmaya başladıktan kısa bir süre sonra beğendiğim ve konuşmak istediğim birini bulmamım samanlıkta iğne aramaktan farksız olduğunu anladım. İstanbul’da Tinder kullanmak Hacıosman-Yenikapı metro hattında karşınıza çıkan insanların arasından çıkmak isteyeceğiniz birini seçmeye benziyor. Şansınız varsa Şişhane durağında bir belki iki kişi hoşunuza gider ama o da gerçekten şansınız varsa.  Ama ben yine de yılmamaya kararlıydım. Kararlılıktan öte artık sevgilim olmadığı için elimde harcayacak bol bol vakit vardı – samanlıkta iğne bulmaya yetecek kadar çok zaman!

Tinder’da ilk ayımı çılgınca sola kaydırarak, elim yorulduğunda direk “x” butonuna basarak, az da olsa sağa kaydırarak geçirdim ve bir iki kişiyle konuşmaya başladım. Ama hala 21. yüzyılda olduğumu ve Tinder’ın mektup arkadaşlığından ziyade gerçek hayatta birileriyle buluşmak için yaratılmış bir uygulama olduğunu anlayamamıştım.

Sonunda cesaretimi toplayıp, Tinder maceralarımı ekrandan gerçek hayata geçirmeye karar verdim ve harekete geçtim.

Tinder’ı denediniz mi?
Eğer denediyseniz, tecrübelerinizi aşağıdaki yorumlar bölümünde bizimle paylaşın.

 


Bölüm 2 – İlk Buluşma (22/01/2016)

Tinder’da geçirdiğim ilk ayın sonunda hala kimseyle buluşmamıştım. Eşleştiğim adamların çoğu “niye bu kadar yalnızız ya” kafasında, depresyonun eşiğindeki türdendi. Tek istedikleri işten eve geldiklerinde biriyle konuşmaktı ve sanırım bu yüzden “gel bi kahve içelim” bile demiyorlardı. Çok geçmeden ben de aslında çok sevmiş olduğum ve “allahım bir daha kendime gelemeyeceğim galiba” diye düşündürten eski sevgilimin boşluğunu doldurmaya çalıştığımı fark ettim.

Melancholic girl

Ama bir yerden sonra koltukta oturup asla yüzünü görmeyeceğim adamlarla konuşmak içimi sıktı. Ve 39 yaşında hoş bir adam numaramı isteyince hiç tereddüt etmeden verdim. Hemen aradı ve kısa bir sohbetten sonra ertesi gün (cumartesi günü) buluşmak için arayacağını söyledi. Şaşkınlık içindeydim ve “yahu niye şok geçiriyorum” diye düşünürken adamın nezaketinin beni benden aldığını, içten içe karşıma çıkacak tüm erkeklerin öküz ötesi olmalarını beklediğimi fark ettim. Gelin görün ki söz verdiği gibi ertesi gün aradı. Üstelik saat 15.00’de. Kimse o saatte seks için aramaz değil mi? En azından genelde “hadi sevişelim” saati o saat değildir. Yoksa ben Tinder’dan düzgün bir adam bulmuş olabilir miydim?

“Karaköy’de arkadaşlarımla yemeğe gidiyorum, sen de gel” dedi. Kulağa gerçeküstü gelen bir davetti. Tanımadığım bir adam ve tanımadığım arkadaşlarıyla yemeğe gitmeye çekindiğim için yanlarına yemekten sonra katıldım. Arkadaşlarından biri peş peşe şampanya ısmarlayan, aşırı zengin bir maçoydu. Diğeri de sarışın klişelerine cuk diye oturan şapşal olduğu kadar iyi kalpli bir kızdı. Fakat Taksim’e gidiyor olduğumuz için biraz panik içindeydi çünkü Taksim başımıza her tür kötülüğün gelebileceği bir yermiş, bilmeyenler bilsin.

Girl dancing in night club in IstanbulArkadaşlarını geçersek… benim buluştuğum bu 39 yaşındaki kibar adam ise uzun boylu, esmer (yani hala kafasında saç olan), mavi gözlü ve nispeten hoş görünümlü bir adamdı. Ama maalesef çok sıkıcıydı. Gecenin çoğunu muhabbeti çok daha keyifli olan ve enteresan hikayeler anlatan maço arkadaşıyla konuşarak geçirdim. Taksim’de o bardan bu bara geçtiğimiz saatlerde artık önümüze çıkan tanımadığımız insanlarla dans edecek kadar sarhoş olmuştuk. İşte o noktada da çocuk atağa geçti ve öpüşmeye başladık. “Sonuç olarak Tinder’da tanıştık, bu da olayların doğal seyri” diye düşündüm. Ama işin aslı şu ki çocuktan çok da hoşlanmamıştım. Kendimce şöyle bir teorim vardı: eğer dudaklarıma başka bir adamın dudakları değerse, eski sevgilimin izlerini silmem çok daha kolay olacaktı. Ne kadar mantıklı bir teori olduğu tartışılır ama çaresizce birini unutmaya çalışanların bana hak vereceğini ya da en azından anlayabileceğini düşünüyorum.

Gecenin sonunda biraz da korkuyla beklediğim “sana gelebilir miyim” sorusu dolmuşla karşıya geçerken kulağıma fısıldandı. Yok dedim, olmaz. Eski sevgilimi unutmak için biriyle öpüşebilirim ama çok da çekici bulmadığım bir adamla yatacak halim yok. Ertesi gün mesaj geldi, iyi misin diye sordu ve birkaç gün sonra bu sefer vücudumuzda alkol oranı sıfırın altındayken buluştuk. Alkolsüzken daha da sıkıcıydı tabii ki ve aklım yerindeyken onunla öpüşmeyi midemin kaldıramayacağını kabul ettim. Bir de çok önemli bir detay daha vardı – çocuk çok fena kokuyordu. Hafta sonu çıktığımızda da burnuma bir koku gelmişti ama “e olacak o kadar, saatlerdir dans ediyoruz, terliyoruz, insan sonuçta” diyerekten geçiştirmiştim konuyu kendi içimde. Tüm gün oturduğu ofisinden çıktığında bile kokuyorsa kendisini en yakın Gratis’e yönlendirmekten başka yapacak bir şeyim de yoktu.

Kokuyorsun demedim ama hâlihazırda muhabbetini sevmiyorken ve midemi kaldıran kokusu beni kendisinden daha da iterken, elimden geldiğince onunla öpüşmek istemediğime dair sinyaller gönderdim. Ama nedense bu sinyallerin hiçbirini görmek istemedi ya da yanlış algıladı ve “o kızlardan mısın” diye sordu. O kızlardan derken ne demek istediğini elbette anlamadım. “Seksin kötü olduğunu düşünen, seksi sevmeyen kızlardan mısın” diye bu sefer açıkça sordu. Yani onunla öpüşmek istemiyorum diye beni anti-seks kategorisine uygun görmüştü. Öyle değil dedim ama kendimi anlatmaya da çok uğraşmadım açıkçası. O akşam yüzüne söylemeye cesaret edemediğim şeyi mesajla söyledim: seni çekici bulmuyorum ve ilgilenmiyorum dedim. Sonuç olarak elde var sıfır gibi görünse de uzun zamandan beri eğlenmediğim kadar eğlendiğim bir gece geçirdiğim için keyfim gayet yerindeydi. Bir de tabii Tinder’dan bulduğum adamlar arayacağım dedikleri zaman arayan tiplerdense, “niye bu kadar yalnızız” diyenlerden uzak durup Tinder’ı daha aktif bir şekilde kullanmaya karar verdim.

Tinder’ı denediniz mi?
Eğer denediyseniz, tecrübelerinizi aşağıdaki yorumlar bölümünde bizimle paylaşın.

 


Bölüm 3 – İkinci Buluşma: İspanyol Sanatçı (29/01/2016)

Tinder’dan tanıştığım ilk çocukla çıktığım date sonrası önüm açılmış gibi hissettim: artık iç rahatlığıyla o date’den bu date’e koşabilecek kadar yüreklenmiştim. Artık el âlemin hayatındaki boşluğu doldurma gibi aktivitelerden de uzak duruyor ve elimden geldiğince tek gecelik ilişki arayanları eliyordum.

Bu arada keyfim de gayet yerindeydi – artık her beş dakikada bir eski sevgilimi tüm sosyal medya platformlarında ne yapıyor ne ediyor kimlerle geziyor diye takip etmiyordum. Yüzüm gülüyordu, sakindim ve aylardan yıllardan sonra kavuştuğum iç huzurumun keyfini sürüyordum. Bir yandan da “yahu ben Tinder’da ne yapıyorum” diye düşünmeden edemiyordum. Sonuçta tanımadığım bir adamla yatmak gibi bir niyetim yoktu henüz ve kimseyle duygusal bir bağ kurmaya da niyetli değildim. Ama bir şekilde Tinder’dan da çıkamıyordum. Ben de koy verdim gitti ve karşıma çıkan adamları, tecrübeleri geldikleri gibi yaşamaya karar verdim.

Cleopatra's Bling illüstrasyon

İlk date’imden bir iki hafta sonra 30 yaşında, geçici bir süreliğine İstanbul’da yaşayan, İspanyol bir sanatçıyla eşleştim. İlk mesajdan itibaren aramızda çok sık rastlanmayan bir bağ olduğunu ikimiz de hissettik ve bütün geceyi telefonda konuşarak geçirdik. Bütün gece derken abartmıyorum. Gerçekten de sabahın 6’sına kadar konuştuk. Keyifli olduğu kadar sarsıcı da bir konuşma oldu. Çünkü hiç hazır olmadığım bir anda daha yüzünü bile görmediğim bir adamla konuşurken kalbim hoplamaya başlamıştı.

En sevdiğim semtlerden biri olan ve uzun zamandır gitmeye fırsat bulamadığım Kuzguncuk’ta oturuyordu.

İki gün sonra Kuzguncuk’ta buluştuk.

Benden daha uzundu, mükemmel bir hipster sakalı vardı, bir de çoğu hipster gibi o da saçlarını uzatmış ve man bun şeklinde toplamıştı. Masmavi gözleri vardı – gerçekten hayatımda gördüğüm en mavi, en güzel gözlerdi. Üstüne bir de aksanı gelince, yeme de yanında yat modeli bir erkek vardı karşımda.

Birkaç saat ya da belki birkaç dakika içinde samimiyetinden ve kendine olan güveninden çok etkilenmiştim. Niye bu adam hala beni öpmüyor yahu diye de geçiriyordum içimden o sokaktan bu sokağa girerken. Hani bazen biriyle tanışırsınız ya da uzun zamandır görmediğiniz biriyle sohbete dalarsınız ve öyle bir dalarsınız ki sanki o anlarda dünyada sizden başka kimse yoktur. Biz de aynen öyle bir anın içinde buluvermiştik kendimizi. Garipti, beklenmedikti ve biraz da korkutucuydu açıkçası.

carsharing_tinder

Bir şişe şarap alıp evine gittik. Minnacık, biraz dağınık ama samimi bir evi vardı. Pencerenin kenarına oturduk, şarabı açtık ve hayattan ve her türlü şeyden konuşmaya devam ettik. Konuşmayı genelde ona bıraktım çünkü bir yandan kalbimin etrafında dolanan hisler beni paralize ediyordu, diğer bir yandan da o konuşurken sesini dinlemek, duygudan duyguya geçerken değişen mimiklerini ve ifadelerini keşfetmek çok hoşuma gidiyordu. Saf, yargısız ve kaygısız bir alanda birbirine açılmaktan, birbirini tanımaktan keyif alan iki insandık.

Hiç öyle flörtöz hareketleri yoktu ve bir noktadan sonra acaba aramızdaki bu bağı hayal ediyor olabilir miyim diye düşündüğümü hatırlıyorum. Ama olamazdı çünkü o bağ o kadar belirgindi ki elimi uzatsam dokunacaktım sanki. Bir ara benim stresli olduğuma dair bir şey dedi sanırım ve ellerime masaj yapmaya başladı. Gecenin ilk fiziksel teması! Ellerimden sonra omzuma sonra da sırtıma geçti. Bence fazla şehvetli bir masajdı bu ve ben iyiden iyiye heyecanlanmaya başlamıştım ama çocuk hala öpmüyordu beni.

Bir de masaj bitince geçip karşıma oturmasın mı? Neden kardeşim neden?

Herhalde rahat edeyim diyeydi, bilemiyorum, ya da son dakikaya kadar benim iyice kıvama geldiğimden emin olmak mı istiyordu?

Neyse ki beklenen hareket az sonra geldi ve gecenin kalanının nasıl geçtiğini tahmin edersiniz. 🙂

Gece güzel olmasına güzeldi ama ben arada bir ufak çapta panik ataklar da geçirmedim değil. Çünkü bu duygusuz, saçma sapan bir şey değildi. Tüm kalbimle sevişmiştim onunla ve haliyle korkuyordum. Daha çok uzun bir süre kimseye karşı hiçbir şey hissetmemem, kalbimi dünyanın en değerli hazinesi gibi korumam gerekiyordu ama kendisi kafasına göre takılıyordu işte. Mümkün olduğunca sakin olmaya çalıştım ve anın keyfini çıkarmak için elimden geleni yaptım. Çünkü bu konuda tek bir kelime edilmemiş olsa bile bu çocuktan olsa olsa arada bir seviştiğim bir arkadaştan (ya da diğer bir değişle friend with benefits’den) başka bir şey olmayacağı netti.

Tinder’ı denediniz mi?
Eğer denediyseniz, tecrübelerinizi aşağıdaki yorumlar bölümünde bizimle paylaşın.

 


Bölüm 4 – Uçüncü buluşma: Zampara (05/02/2016)

İspanyol çocukla geçirdiğim geceden sonra birkaç defa konuşmuştuk ve tekrar görüşmeye de niyetimiz vardı ama en başta tahmin ettiğim gibi arada bir sevişen iki arkadaştan öteye gitmeyecekti ilişkimiz.

Onunla tanışmadan önce herhalde yıllar yılı kimseye karşı bir şey hissedemem diye düşünüyordum. Eski sevgilimi o kadar uzun zaman o kadar çok sevmiştim ki sanki ondan önce kimseye aşık olmamışım ve bir daha bırakın aşık olmayı birine karşı en ufak bir his beslemek bile çok uzun zamanımı alacak diye düşünüyordum.

Sağ olsun İspanyol çocuk beni yanılttı ve bu yüzden kendisine gerçekten de minnettardım.

Ama diğer bir yandan da korkuyordum.

Kalbim yine gidip de kendini başka birine adasın istemiyordum. Üstelik de bu kişinin bir ilişki yaşamaya niyeti yoksa. Nitekim ben de ilişki yaşamak istemiyordum ama işte uzaktan uzaktan duygu beslemek de istemiyordum. Dolayısıyla dikkatimi dağıtacak başka biriyle görüşmeye karar verdim.

Hamm illüstrasyon

Olay şöyle gelişti:

Tinder’da eşleştiğim ilk erkeklerden biriydi. Aşırı flörtöz, 40 yaşında, boşanmış (ama çocuksuz) bir kreatif direktördü kendisi. Ve eski sevgilime çok benziyordu – ki zaten bu yüzden beğenmiştim onu. Sohbet etmek gibi bir niyeti yoktu kendisinin – tamamen seks odaklıydı ve sürekli beni evine çağırıyordu. Ben de sürekli hayır diyordum. Onunla yatmaya niyetim yok diye de değil. Tam tersi – onunla yatmaya ilk günden karar vermiştim aslında ama çat diye tanımadığım bir adamın evine gitmek her açıdan ters geliyordu bana. Belki hiç uyuşmayacaktık, belki çok garip bir adamdı, belki hiç beğenmeyecektim onu. Hiç düşünmüyor mu adamlar bunları evlerine kadın davet ederken?

Haftalarca bu böyle devam etti – o gel dedi ben yok dedim. Sonunda da açık açık yazdım, bak dedim, seninle yatmak istiyorum ama önce bir tanışalım, direk evine gelmeyeceğim.

Karşı taraf mesajı aldı ve ertesi gün Cihangir’de, evine çok yakın bir barda buluştuk. “Sonra seni eve atmam kolay olsun” dedi. Anlayın siz kafayı.

İlk defa, tek amacım seks olarak biriyle buluşuyordum ve daha önce hiç tek gecelik ilişki yaşamamış biri olarak biraz gergindim. Neyse, ben en seksi iç çamaşırımı giyip gece için hazırlanıyordum.  Evde içecek başka bir şey olmadığı için ve kendimi yatıştırmak için alkole ihtiyaç duyduğumdan arada iki çay bardağı rakı içtim.

Firuzağa Meydanı’nda buluştuk ve beni gördüğünde verdiği ilk tepki beklentilerinin üzerinde olduğumu açıkça göstermişti. O fotoğraflarda göründüğü gibiydi – kel, sakallı, fit ve uzun boylu ve etkileyici bir gülüşü vardı. Üstüne bir de çok yakışan siyah deri bir ceket giymişti.

Kozmonot_tinderYakınlarda bir bara gidip ikişer şişe bira içip sohbet ettik. Hem kendinden bahsetti, hem benimle ilgili şeyler öğrenmek istedi, arada da bel altı şakaları yaptı tabii. Yaklaşık 60 dakika içinde karşımdaki adamın nazik, güvenilir, saygılı olduğuna ve psikopat olmadığına karar vermiştim.

Biralar bittikten sonra evine gittik. Geniş, süper organize bir evdi. Kocaman pencereleri parka bakıyordu ve salon kendi yaptığı tablolarla doluydu.

İki bira daha açtı.

Biraz daha sohbet ettik ve son biradan aldığım bir iki yudumdan sonra iyice çakır keyif olmuştum. Farkına vardı tabii ve nasıl oluyor da iki üç birayla sarhoş oluyorum diye sordu haliyle. Herhalde yüzüm kızardı ya da öyle bir yüz ifadesiyle baktım ki ona önceden içmiş olduğumu anladı. Neden dedi. E çok gergindim dedim ve daha önce hiç duygusuz seks yapmadığımı itiraf ettim.

Nitekim öpüşmeye başlayınca gerisi gayet kolay bir şekilde ilerledi. Kendimi tanıdık bir yerde, tanıdık biriyle gibi hissediyordum. Çünkü enteresan bir şekilde sadece tipi değil dokunuşu da eski sevgilime benziyordu. Bu nasıl mümkün hiçbir fikrim yok ama öyleydi işte.

Gelin görün ki sadece erkeklere has bir problem yaşadı kendisi. Benim için pek de sorun olmadı çünkü zaten o gece orgazm olmak gibi bir amacım yoktu, hedefim gayet açık ve netti. O kendisini durum itibariyle biraz yetersiz hissettiği için ekstra gayret göstermeye başlayınca da ben iyice rahatladım zaten.

Gecenin sonunda kalkıp gitmeyi düşünüyordum ama illa kal burada dedi. İyi dedim, kaldım ben de. Tam bir çift gibi yatakta beraber dizi izleyip uyuduk. Tatlıydı ama garipti de aslında. Yani kim sadece bir gece seks yapacağı biriyle yatakta dizi izleyip beraber uyumak ister ki?

Ama işte ben ne kadar tek gecelik ilişki diye tutturmuş olsam da bu tek gecelik bir ilişki olarak kalmayacaktı.

Tinder’ı denediniz mi?
Eğer denediyseniz, tecrübelerinizi aşağıdaki yorumlar bölümünde bizimle paylaşın.

 


Bölüm 5 – Zamparalar Ruha Zararlıdır (12/02/2016)

Geçen hafta bahsettiğim kreatif direktör, buluştuğumuzun ertesi gün bana mesaj atıp hal hatır sorunca, herhalde tahmin ettiğim kadar zampara bir herif değildir diye düşündüm. Ama tabii ki de yanıldım.

Bir iki hafta sonra tekrar görüştük. Senaryo yine aynıydı: mesaj attı, bana gel dedi, gittim, bir iki bir şey içtik ve seviştik. Bu gecenin ilkinden tek farkı artık ayağımı alıştırmış olduğu için sohbet etmeye gerek duymamasıydı. Kibarlıktan üç beş muhabbet edip, bir an önce konuşmayı sonlandırıp asıl olaya geçmek istediği her halinden belliydi. Yatak odasına geçtiğimizde de ben bir an önce bitse de gitsek moduna girdiğimi fark ettim. Karşımdaki adam benden o kadar kopuktu ki, ha benimle beraber olmuş ha yoldan geçen başka bir kadınla. Onun için hiçbir fark yoktu. Tek bir amacı vardı ve ben de bu amaca giden yoldum onun için. Nasıl hissettiğimi tanımlamak biraz zor ama diyebileceğim tek şey kendimi yokmuş gibi hissettiğim.

Tinderella sad because of PlaAbsürt bir şekilde akşam onda kalmamı istedi. Karşındaki kadına şişme kadın muamelesi yapıyorsun, burada bir insan var demiyorsun ama yatağını paylaşmak istiyorsun. Neyin kafası bu? Ben de pılımı pırtımı toplayıp, sabahın 3’ünde evime döndüm. Eve adımı attığım gibi hüngür şakır bir ağlama geldi. Ben bile kendime şaşırdım. Yahu senin için hiçbir şey ifade etmeyen bir adam için ya da bir adam yüzünden niye ağlıyorsun, deli misin sen?

Ve şunu fark ettim: evet, bu adama karşı bir şey hissetmiyorum ama ona saygı gösterdim, bir birey olarak farkına vardım ve onunla bir bağ kurabilmek için elimden geleni yaptım. Hani sana nasıl davranılmasını istiyorsan sen de öyle davran misali. Ben bunları yaparken de düz duvara çarpınca içimde bir şeyler kırıldı, yerinden oynadı. Ve evin girişindeki minik koltukta ağlarken elalemin bedenimi bir araç gibi kullanmasına izin verip tekrar duvara çarpacağıma oturur evimde tek başıma dizi maratonu yaparım daha iyi dedim.

Tinder’ı denediniz mi?
Eğer denediyseniz, tecrübelerinizi aşağıdaki yorumlar bölümünde bizimle paylaşın.

 


Bölüm 6 – Kaybedenler Kulübü (19/02/2016)

Yarı zampara kreatif direktörle yolları ayırdıktan sonra “acaba ben mi seksi abartıyorum?” diye düşünmeye başladım. Yani seviştiğim kişiyle aramda bir bağ kuruyor olmak istemem ahlak taslayan biri mi olduğum anlamına geliyor?

Hayır, aslında öyle değil. Sonuç olarak karşımdaki insandan bağlılık ya da aşk gibi şeyler beklemiyordum ki. Son dönemdeki mottom basitleştir olduğu için bu durumu da basitleştirerek kafamda çözmek istedim. Seks en basitinde yemek yemek, kahve içmek ya da galeri gezmek gibi başka biriyle birlikte yapılan bir aktivite sonuçta. Peki ben bana dair hiçbir şeyle ilgilenmeyen, beni tanımak istemeyen, sadece tek başına yemek yemek istemediği için karşısında bir bedenin oturmasını isteyen bir adamla yemek yemek ister miydim? Tabii ki de hayır. E o zaman seks için neden kriterler farklı olsun ki?

Girl eats at Yeni Lokanta

Üstelik de her buluşmamızda tüm benliğiyle yanımda olduğunu hissettiğim ve gerçekten de beni tanımak isteyen İspanyol varken. Ya da en azından ben öyle olduğunu sanıyordum.

Evet, ona karşı hislerim vardı ama onun bana karşı bir şey hissedip hissetmediğini de bilmiyordum. Bunu da sorun etmiyordum çünkü kendimi güvende hissediyorum. Onu daha sık görmek istesem de az görüşüyor olmamız kendimi kaptırmıyor olduğum anlamına geliyordu. Bu da işime geliyordu çünkü aslında amacım kendimi korumaktı.

Güvenin ne anlama geldiğini tam olarak kavrayamıyor olsam da, nasıl olduğunu bilmeden bu adama güveniyordum. Benimleyken benimle olduğuna, beni tanımak istediğine ve bana karşı dürüst olduğuna güveniyordum. Öyle miydi değil miydi bilmiyordum sadece güveniyordum işte.

Fakat zaman geçtikte onu daha da az görmeye başladım. Çok uzun bir aralıktan sonra bir gün beni aradı ve görüşmek istediğini söyledi. Meğersem ertesi sabah çok erken bir saatte evimin yakınlarında bir toplantısı varmış ve akşam bende kalmak istiyormuş. Tamam dedim ama hayal kırıklığına uğramıştım. Alenen bir taşla iki kuş durumuna kurban gitmiştim.

Girl reading a book and drinking coffee at Minoa bookstore

Haliyle kendimi biraz kullanılmış hissettim ve onunla bu hissi ilk defa yaşamadığımı fark ettim. Şöyle bir geriye dönüp baktığımda genellikle bir şeye ihtiyacı olduğunda aradığını gördüm. Ve bu kabul edilir bir şey değildi.

Ama zihnimdeki seslere de öyle hemen güvenemiyordum. Yani biri kesin bu adam seni kullanıyor derken diğeri de amma abarttın diyordu. Kime inanacağımı bilemediğimden zaman göstersin diye bırakmaya karar verdim.

O günden sonra ne zaman arasa benden bir şey istedi. Tekrar görüşmeye karar verdiğimizde ise içimde bir şeylerin değişmiş olduğunu fark ettim. Hiç sorgulamadım, deşmedim, sebebini sonucunu nedenini niçininimerak etmedim, onun gerçekten ne demek istediği ya da ne hissettiğiyle de ilgilenmedim. Çünkü durum itibariyle konu dışıydılar.

Basitleştir dedim kendime yine. Eğer kafanı karıştırıyorsa, bırak gitsin. Evet, seks harika ama daha iyisi gelir. Bırak gitsin.

Tinder’ı denediniz mi?
Eğer denediyseniz, tecrübelerinizi aşağıdaki yorumlar bölümünde bizimle paylaşın.

 


Bölüm 7 – Hayal Kırıklığı Serisi (26/02/2016)

Pis kokan bir adam, niyeti derin sorgulamalarla bile anlaşılamayan bir İspanyol sanatçı ve kopuk ötesi bir kreatif direktör sonrası Tinder’a beklediğimden daha da ısınmıştım. Sağa sola kaydırıp düzgün bir adam bulma çabası içinde saatlerimi harcamak ve çeşitli mekânların tuvaletlerinde yarı çıplak fotoğraf çektirip kendini çekici zanneden adamların akıllarından neler geçtiğini düşünmek dışında kaybettiğim bir şey yoktu. Yirmili yaşların başında olduğu gibi bir yenilmezlik hissi vardı üzerimde ve karşıma gelecek deneyimler ne olursa olsun kendimi hazır hissediyorum. E bir de tabii öküz kotamı doldurduğuma da inanıyor olduğum için herhalde karşıma o kadar da korkunç bir tecrübe çıkmaz diye düşünüyordum.

İki date’e daha çıktım. İkisi de o kadar hayal kırıklığına uğratan cinstendi ki, ayrı ayrı birer postla anlatmaya bile değmez diye düşündüm. İlki benden 2 yaş küçük biriyleydi. İlk defa kendimden küçük bir adamla date’e çıkacaktım ve çok heyecanlıydım çünkü son yıllarda yeterince benden yaşça büyük adamlarla birlikte olmuştum. Ama bu 28 yaşındaki mimarın palabıyığı, kocaman Osmanlı tarzı yüzükleri, deri bilezikleri, palyaço-vari botları, üzerine çok büyük gelen deri ceketi ve 90lı yıllardan kopup gelmiş gibi duran beyaz kotu üzerinde durmuyordu ya da duramıyordu ve marka kimliği oluşturma çabasında olan küçük bir çocuk gibi görünüyordu. Her ne kadar anlattığı hikâyeler ilgimi çekse de (mesela büyük babaannesinin köydeki en güçlü kadın olduğunu ve bir seferinde üç adamı birden dövdüğünü anlatmıştı), hikâyelerinin ne derece gerçek olduğu tartışılırdı. Bir de o kadar çok konuşuyordu ki kendimi date’de değil de tek kişilik bir şovun seyircisi gibi hissetmiştim. Haliyle ortada kimya falan yoktu ama yine de gecenin sonunda kaçınılmaz Tinder sorusunu sormaktan geri durmadı: sana gelebilir miyim? Yok dedim, o da üstelemedi. Ama bütün hafta boyunca her gün bana mesaj atıp durdu ve defalarca sevişmek istediğini söyledi. İstemiyorum dedim, sana karşı bir çekim hissetmiyorum dedim ama dinlemedi, utangaç olduğumu falan sandı. Al bir pis kokan adam sendromu daha. Neyse ki bir noktadan sonra jeton düştü ve konu kapandı.

LiT yoga illüstrasyon

Bir de yılın en büyük hayal kırıklığı ödülünü alan adam var. Kendisiyle eşleştikten sonra bütün haftayı sabahtan akşama kadar whatsapplaşarak geçirdik. Fotoğraflarındaki hallerine de bayılmıştım kendisinin bu arada – kaslı ama ufak çaplı, siyah saçlı, kocaman kahverengi gözlü, upuzun kirpikli, içten gülüşlü ve muazzam bir bıyığa sahip, benim gözüme aşırı erkeksi görünen bir adamdı. Anında klik etmiştik ve muhabbet de öyle yüzeysel falan değil, gayet içten ve derindi ama çok da flörtöz değildi. Tam kıvamındaydı yani. Telefonda konuşmayalım, birbirimizin sesini tanıştığımıza duyalım diye hem sürpriz efekti yaratacak hem de bence biraz romantik bir şey yapmaya karar verdik. Yapmaz olaydık. Eğer telefonda ses tonunu duysaydım, hemen maskülen erkek skalasının öteki ucunda olduğunu anlardım. Adam ya gay’di ya da benim için fazla feminendi. O konuda böylecene kapanmış oldu. Bu arada işin en boktan tarafını anlatmadan da geçmeyeyim. Bu çocukla barda muhabbet ederken ve içten içe kafamı duvarlara vurmak isterken, aşağı doğru baktım. Bir de ne göreyim? Tinder eşlerimin arasında tanışmak için geberdiğim çocuk! Vallahi uydurmuyorum, bu hikâye aynen bu şekilde yaşandı. Kalkıp öbür çocuğun yanına gidip merhaba demek istedim ama çok ayıp olur diye yapmadım. Yılın pişmanlığı da budur işte.

Daire Cafe illüstrasyon

Bir de gerçek hayatta tanışmaya yeltenmeyeceğim birkaç enteresan tipi anlatayım size. Bir tanesi entel dantel ayaklarında takılıp görüntülü seks yapmak istemediğim için bana yaklaşık bir saat boyunca bağırıp çağırmıştı. Ondan sonra telefonda konuştuğum ve bana açık açık zampara olduğunu, aynı anda birçok kadınla görüşüp seviştiğini ve bir türlü uysallaştırılamayan bir kadın sevgisi olduğunu söyleyen başka bir adam çıktı karşıma. Sağol canım dedim almayayım ben o modelden. Ve son olarak da nur topu gibi bir stalker’ım oldu. Hayır kelimesinin hiçbir şeklini kabul etmeyen, “kendini sevdirmek” için sürekli mesaj atan bir türevdi bu da. Gerçekten bu adamın olayı neydi ben de bilemiyorum. Sonunda susar dedim ama anlaşılan stalker modeli bloklanmadığı yerden gitmiyormuş. Blokladım gitti.

Tinder’ı denediniz mi?
Eğer denediyseniz, tecrübelerinizi aşağıdaki yorumlar bölümünde bizimle paylaşın.

 


Bölüm 8 – Tinder Maceralarımın Sonu (05/03/2016)

Tinder’da yaklaşık 5 ay geçirdikten sonra artık hayatımın bu dönemini kapatmaya hazırdım. Üstelik de en güzel şekilde.

İlk üç ay Tinder aktivitelerim bir hayli yoğun olmuş olsa da artık uygulamayı kullanan doğru düzgün erkekleri tükettiğimi düşünmeye başlamıştım (tabii size anlattığım erkeklerin herhangi birini doğru düzgün kategorisine koyabilirsek). Sağa sola kaydırmaktan, tamamen yüzeysel bir platformda gerçek bir şeyler aramaktan yorulmuştum.

Tinder’da son ayımda onlarca erkekle eşleştim ama hiçbiriyle ne konuştum ne de görüştüm. Artık sevgilisiz, bağımsız ve tek başıma gayet mutlu olduğumu fark ettim.

Hani hep derler ya istediğin şey sen onu aramayı bıraktığında sana gelir diye…

Ben de tam da öyle bir dönemde biriyle tanıştım – ama Tinder üzerinden değil. Kanlı canlı gerçek hayatın içindeyken çıktı karşıma bu kişi. İlk başta biraz karşı koydum çünkü tekrar kırılmaktan korkuyordum ama kısa sürede teslim oldum. Peki benim kendime “evet artık bir ilişkideyim ve bu insana bağlanmayı kabul ediyorum” dediğim an neydi? Tabii ki de Tinder’ı sildiğim an.

Niquie Wedding - Hayallerinizdeki Gelinlik Burada

Tinder’ı denediniz mi?
Eğer denediyseniz, tecrübelerinizi aşağıdaki yorumlar bölümünde bizimle paylaşın.

15 Yorum

  • alice diyor ki:

    I don’t use tinder but i do or should say did use okcupid. The stories I could tell of me and my friends using that app!! But Some thing good came out in the end 🙂

  • Ceren diyor ki:

    hem yerel hem de yabancı diyarlarda deneyimleme ve kullanımını gözlemleme fırsatı bulduğum, önyargıları kırdığında kesinlikle başarılı hikayelerle sonuçlanabildiğine tanık olduğum eğlenceli uygulama. daha da güzeli var: tinder’dan sadece sevgili değil arkadaş da edinebilliyorsun kafan rahatsa tabii 😉

  • Semra diyor ki:

    Ben hiç kullanmadım ama Lgbt arkadaşlarım yoğun olarak kullanıyor. Hatta Gay’ler için Aktif-Pasif-Hem Pasif Hem Aktif gibi seçenekleri dahi varmış. Sektör haline gelmiş durumda. İlk zamanlar insanı heyecanlandırıyor gibi oluyor ancak, daha sonra gördüğüm kadarıyla duygusal deformasyona kadar götürüyor insanı. Onlarca insan, onlarca yeni bilgi, onlarca fotoğraf, onlarca diyalog. Arsızlaşıyor insan. Ve yanlızlaşıyor gibi. Ama yazının devamını merakla bekliyorum çok sevdim şimdiden 🙂

  • Dalin diyor ki:

    Tinder’ın amacını ilk bir ay anlayamamış mı, daha gerçekçi bi yazı beklerdim. Tinder’ın amacını herkes biliyo ve ölümüne yararlanıyo ama iş konuşmaya gelince neden bu ikiyüzlülük? Kadınlar zaten hayatlarında var olan erkeklerden sıkıldığında ve bi bara puba klübe gidip de birileriyle tanışmak için aranıyo gibi gözükmemek için tinderdan buluyo. İster görüşürsün ister yatar kalkarsın ister yolarsın, ister egonu tatmin edersin… Etmedik mi, etmedim diyen yalan söyler, bir sürü örneğine şahit oldum. Siz uzayda mı yaşıyosunuz be bu nasıl bi alice in wonderland kafası

  • louizlou diyor ki:

    Such a good idea to share real experiences!! Why do we need to wait january 22th 🙁 😀 !!

  • Anchante diyor ki:

    The trend is “to find a man to marry” for women whereas it is “to find a woman to f.ck” for men. At the end you benefit in accordance with your needs and what you look for… Have fun!

  • TE diyor ki:

    Çok güzel düşünülmüş bir uygulama bana kalırsa herkes gibi bir arkadaşım vesilesiyle kullanmaya başladım vee yukarıdaki bir arkadaşa katılıyorum Tinder’in kullanım amacını bilmemek çok da inandırıcı değil hani. Enteresan bir şekilde Tinder vesilesiyle inanılmaz kafa dengi bir arkadaşım oldu,evet çok tek gecelik gözükebilir ama insanları iyi analiz edebilmek veya ortak amaçlarda buluşmakla daha faydalı hale geliyor kii günlük bir buluşma hayal ederken 8 aydır devam eden mükemmel bir ilişkinin içinde buldum kendimi aghsfashd hayat…

  • Tingirl diyor ki:

    1 bucuk yil boyunca beraber oldugum sevgilimle tinderda tanismistik ayrilali 3 hafta oldu. Hala kopabilmis degiliz. Umarim hicbir zaman kopmayiz cunku tinderda tanisan insanlar da sevebiliyor arkdslr.

  • İzmirkızı diyor ki:

    Güvendiğim ve inandığım kişilerle Tanışma ve görüşmem oldu, 1 yıldır kullanıyorum cok iyi arkadaslıklarım da oldu hala görüştüğüm iki üç kişi var. ‘arkadas olarak’ hoşlanmadığım tiplerde oldu tabiki. Ama son bir yıldır kullanıcı artışından dolayı kalitesinin düştüğünü düşünüyorum tabiri caizse ipini koparan Tinder’de.. EVLİ OLAN erkeklerin ne işleri oldugunu anlamıyorum anlamsız herkes bir arayış ve boşluk içerisinde

  • Lithium diyor ki:

    Tinder’ ı yaklaşık 7 ay once bir arkadaşımın tavsiyesi ile ( sağlam bir erkek kazığı yediğim ve hayata dönme çabasında olduğum dönemde) haydi eğlence olsun diye yükledik. Yaklaşık olarak 8 kişi ile görüştüm. Hepsi de İstanbul’ a gelen ya da kısa süreli burada yaşayan yabancılardı. Tinder’ ın one night stand olarak yada friends with benefits olarak yabancılar için algılandığını söylesem sanırım abartmış olmam. ( istisna vs olmasını geçiyorum ) Beğenipte İstanbulda yaşıyor belki ilişkiye döner gözüyle baktığım Amerikalı ile beraber olduk fakat adam eski ilişkimi unutamıyorum seni üzmek istemem sen cok iyi birisin deyişince Tinder’ ı sildim. Sanırım burada altın kural eğlence ötesi şans:((((
    Fakat şuda bir gerçek kafa dağıtmak farklı insanlarla farklı muhabbet çevirmek isterseniz çalışıyor. Uzun soluklu ilişki isteyenlere ise piyango vurursa artık demek isterim.
    Tinder biraz yanlız kalpler mekanına dönmüş kanımca. Darbe yiyen ( benim de yemiş olduğum gibi ) yada azıcık adrenalin olsun diyen yüklemiş fakat Evli erkeklerden de geçilmemesi cabası :(((

  • Yağmur diyor ki:

    Gecenin bir yarısı arkadaşım bana sayfayı yolladı okumam için. Onun garip bir ilişkisi, benim ise sıfırım var. Hadi hadi dedim, yüklüyor muyuz? Ben korkarım dedi, ben de fake bir hesapla facebook açıp giriştim programa (hoş önce mal gibi gerçek hesabımdan açtı, gece gece attığım ter sağlam bir cardio dersinden çıkmışçasınaydı!). Gecenin bir vakti bilmeden ona buna superlikelar yağdırdım. Anadolu yakasında sarı dolmuşçu amcalardan bile denk geliyor. Sonra detayları keşfettim ve (33’üm) 29-35 yaş arası 15 km aralığı verdim. Uygulama şaka yapıp 35 km ötedekini de gösterdi ama olsun.
    1 çocuk denk geldi, Allah’ım yoğurt gibi! 5 tane fotoğrafı var ama instagramı falan görünmüyor. Öyle böyle değil, hormonlarım şaha kalktı resmen! Benim azıcık görünen fotoğrafıma bile eşleşme yaptı, başladık konuşmaya. İşten güçten bahsetti, işi de iyi, ortopedist falan bişeyler. O gece çalışması gerekiyormuş, arsız mesajlarıma kayıtsız kalmak zorunda kaldı. Ertesi gün 1-2 mesajlaştık uygulama üzerinden. Akşam oldu konuşuyoruz, gece oldu konuşuyoruz, e hadi gel artık dedi. Bu arada sürekli facebook’unu falan görmek istedim ama hep çevirdi lafı. Ben son hız bir duş alıp fırladım. Dışarıda hır gibi yağmur yağıyor. Evine yakın bir duraktan alacam bunu.
    Arkadaşım, sen sen ol, öyle yoğurt gibi hem güzel gülen hem vücut yapmış hem de cidden görsellerden ağır görünen bir tip, yazıya geçince yavşak gevşek “fıstııık” “canııım” falan yazıyosa bil ki fake! Bu arabaya bir bindi kendiyle birlikte üstüne sinmiş iğrenç sigara kokusunu da içeri sindirerek, “of Allaaaah!” dedim, “tamam ben dersimi aldım, hormonları unutup örgü örecem!” Dedim fotoğraflardaki sen değilsin? Dedi ben sana daha iyiyim demiştim (kıyısından köşesinden geçmez!) Hemen U çektim, sağa yanaştım ve sen burada iniyorsun dedim. Kim o fotoğraflardaki dedim, arkadaşım dedi. Niye böyle birşey yapıyorsun resmen yalan söyledin dedim, ama ben sana söylemiştim diyip durdu. Bir de eğilip yanağımdan öpmeye kalktı, dedim hadi in. Bir de bana dedi ki, iyi burada bıraktın ben daha uzağa götürürsün sanmıştım! EZİK! Ordan uzaklaşırken duşta aceleyle jiletle temizlenmeme mi yanayım, içimde patlayan hormona ya da bahtsızlığıma mı yanayım, neye ne kadar yanayım düşünürken bas bas bağırdım bir süre arabanın içinde! Linki gönderen arkadaşımı aradım çabuk aşağı in çocuk fake çıktı gidip kahve sigara içecez diye. (burada not: çocukla gidecek olsaydım, arkadaşıma çocuğun numarasını ve adresi gönderecektim, aklınızda mutlaka bulunsun!)
    Son kez çocuğa mesaj attım, “yazık hareketler bunlar, neden böyle birşey yaptın anlam veremiyorum, çok ayıp” diye. İçimden 7 ceddine saydırmak geliyordu orası ayrı ama yapmadım. Ben kendim için iyi olanı yaptığımı düşünüyorum falan yazdı, eşleşmeyi kapattım.
    O minnacık ellerle sonunun ne olduğu(mikroskobik bamya!) belliydi zaten.

    Sonuç olarak, buluşacağınız adamı irdelemeden kurcalamadan kafadan bodoslama dalmayın, önce bir instagram facebook mutlaka bakın derim 😉

    Fake hesaplar sizlerden uzak olsun bacılar!

  • can diyor ki:

    Tiner’ın fıkhını yazdım. Bu da erkek gözüyle Tinder.
    http://www.pompalihoca.com/others/2016/1/27/tinderin-fikhi-uzerine

  • Tinder guy diyor ki:

    Hissetmeden sevişmiyormuş 🙂 Rumuzunu söyle de insanlar senle eşleşmesin. Hastalık bulaştıracaksın insanlara

  • cenk diyor ki:

    Herkes erkeklere gömmüş burada ama erkekler kadar abaza takılan kızları es geçmeyelim lütfen.

  • chev diyor ki:

    kız eskortlardan daha fazla adamla yatmış

Bir Cevap Yazın